‘anormalliklerden beslenen birtakım seçkinler var’
Posted by ceger | Posted in Ekonomik Kriz | Posted on 26-08-2010
Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün, ”Türkiye normalleÅŸiyor ama bunu bir tehdit olarak algılayanlar var. Bu ülkede anormalliklerden beslenen birtakım seçkinler var. Sorunlardan beslenen, onlardan güç alanlar, kendi kaynaklarını kurutmamak için sorunların devamını arzulamaktadır” dedi.
Ergün, Kocaeli Ticaret Odası Meclis Toplantısında yaptığı konuÅŸmada, Türkiye’nin özel sektör eliyle büyümeyi hedeflediÄŸini söyledi.
İş dünyasını rahatlatacak, iş yapmayı kolaylaştıracak politikalar oluşturmaya ve geliştirmeye özel önem verdiklerini ifade eden Ergün, ekonomide son derece olumlu gelişmelerin yaşandığı bir süreçten geçildiğini vurguladı.
Türkiye’nin küresel finansal krizden ilk çıkan ülkelerden olduÄŸunu, kriz sonrasında da en hızlı toparlanan ülkelerden olmayı baÅŸardığını dile getiren Ergün, 2009 yılının son çeyreÄŸinde büyüme oranının yüzde 6, 2010 yılının ilk çeyreÄŸinde ise yüzde 11,7 olduÄŸuna dikkati çekti.
Sanayi üretimi ve kapasite kullanım rakamlarına bakıldığında yılın ikinci çeyreğinde çift haneli büyüme rakamının yakalanabileceğinin şimdiden görüldüğüne değinen Ergün, şöyle konuştu:
”Türkiye, yoluna, güven ve istikrardan asla taviz vermeden devam edecektir. Son 7,5 yılda elde ettiÄŸimiz baÅŸarıların temel nedeni, güven ve istikrara dayanan ekonomi politikalarıdır. Bu politikalar, tarihin en ağır krizlerinden birine karşı da test edilmiÅŸ ve bu testte son derece baÅŸarılı olmuÅŸtur. Türkiye’nin geçmiÅŸte yaÅŸadığı ekonomik sorunların temel nedeni, bütçe disiplininde yaÅŸanan sorunlar olmuÅŸtur. Popülist politikalar nedeniyle artan bütçe açıkları, enflasyon ve faiz oranlarını tırmandırmış, ekonominin kırılganlığını artırmıştır. 2002 yılında hazinenin borçlanma faizi yüzde 62,7 iken bugün bu oran yüzde 8′ler seviyesine kadar düşmüştür. 2002 yılında ortalama yalnızca 9 ay borçlanabilen Türkiye, bugün ortalama 41 ay borçlanabilmektedir. Sadece bu örnekler bile mali disipline uymanın hazinenin yükünü ne kadar azalttığını göstermek için baÅŸlı başına yeterlidir.”
-EKONOMİK İSTİKRAR-
”Ülkemizde ekonomik istikrarla birlikte sosyal ve siyasi istikrar da saÄŸlandıkça çok daha iyi rakamlar göreceÄŸimiz kesindir” diyen Ergün, şöyle devam etti:
”2002 yılında 40 milyar TL olan bütçe açığının GSMH’ya oranı yüzde 11,5. Yani milli gelirin yüzde 11,5 oranında bütçe açığı veriliyordu. Bu oran 2008 yılında 1,8′e düştü. 2009′da ise küresel ekonomik krize, bütçe açığını bilinçli olarak artırmamıza raÄŸmen bu rakam yüzde 5,5 seviyesinde kalmıştır. Türkiye 2006, 2007 ve 2008 yıllarında bütçe açığı rakamları bakımından Maastricht kriterlerini karşılamıştır. Maastricht kriterleri, hükümetlerin bütçe açığı GSMH’nın yüzde 3′nün altında olmasıdır. Türkiye bu kriterleri 3 yıl üst üste karşıladı, yalnızca ekonomik kriz döneminde yüzde 5,5′a yükseldi, ÅŸimdi tekrar düşüyor. Åžu anda Avrupa’nın içinde bulunduÄŸu bir kriz ortamında Maastricht kriterlerinden söz etmek ne kadar mümkün, ne kadar doÄŸrudur onu da takdirinize bırakıyorum. En geliÅŸmiÅŸ Avrupa ülkelerinde bile bütçe açıkları yüzde 11-12′lere ulaÅŸmıştır. Bu yılın bütçe açıklarında geçen yıla göre de yarı yarıya azalma oldu. Bütçe açığı geçen yıl milli gelirin yüzde 5,5′i iken 2010 yılında Maastricht kriterlerine yakın bir noktaya gelmiÅŸ olacağız.”
-MALİ KURAL UYGULAMALARI-
Mali disiplinin taviz verilmeden devam ettiÄŸine deÄŸinen Ergün, her kesimin Türkiye’de üretilen ürünleri tüketmeye özen göstermesi gerektiÄŸini, bunun cari açığı da azaltacak bir önlem olduÄŸunu savundu.
Nihat Ergün, şöyle devam etti:
”Bütçe açıklarını mali disiplinle azaltıyoruz ama bir de tüketim konusunda bir disiplin oluÅŸturabilirsek, dışarıdan aldığımız ürünleri Türkiye’de üretilenlerden seçebilirsek cari açık konusunda da önemli bir mesafe alırız. Vatanseverlik de bir anlamda budur.
Mali kural uygulamasının yeni yasama dönemine kalmasını fırsat bilenlerin, ‘hükümetin seçim ekonomisi uygulayacağı’ yönünde eleÅŸtiri yaptıklarını görüyoruz. Kimse merak etmesin, bugüne kadar girdiÄŸimiz hiçbir seçimde bütçe dengelerini sarsmadık, bundan sonra da sarsmayacağız. Biz 4 seçim, 1 referandum yaÅŸadık, tüm bunlarda mali disiplinden taviz vermedik, ÅŸimdi de vermiyoruz. Biz kazanacağız diye bu ülkenin kaybetmesine hiçbir zaman izin vermedik, bundan sonra da vermeyiz. Hükümetimizin, ertelenmesi sebebiyle mali disiplinle ilgili 8 yıllık performansını gölgelemeye çalışanlar hem Türkiye’ye hem de hükümetimize açıkça haksızlık etmektedir. Derdimiz, seçim ekonomisi, popülizm ya da göstermelik hizmetler üretmek deÄŸil, gerçekçi ve faydalı projeler gerçekleÅŸtirmektir. Bu nedenle motivasyonumuzu ülkemizin, ÅŸehirlerimizin kalkınmasına ve özel sektörün güçlenmesine ayırıyoruz.”
-HALK OYLAMASI-
Anayasa deÄŸiÅŸikliÄŸine iliÅŸkin 12 Eylül’de yapılacak halk oylamasına da deÄŸinen Ergün, 12 Eylül 1980′de önemli bir kırılma yaÅŸandığını, demokrasi ve halkı tehdit olarak gören bir zihniyetin ülkenin her alanına hakim olduÄŸunu anlattı.
